Emlak Piyasasında Durgunluk Var Mı?

Bugünlerde, ülkemizin genel ekonomik durumu göze alındığında, toplum gelir – geçim dengesi ile ilgili sorunlarla mücadelesini sürdürürken aynı anda Türk Lirasının döviz karşısında değer kaybetmesiyle hayat giderek daha pahalı hale gelmeye başladı.

Emlak Piyasasında Durgunluk Var Mı?

            Bugünlerde, ülkemizin genel ekonomik durumu göze alındığında, toplum gelir – geçim dengesi ile ilgili sorunlarla mücadelesini sürdürürken aynı anda Türk Lirasının döviz karşısında değer kaybetmesiyle hayat giderek daha pahalı hale gelmeye başladı.

Alım gücünün yeterli seviyeye taşınmasına dair devletin yaptığı planlama ve çalışmalara rağmen elde edilen ve karşılaşılan durum hiç de iç açıcı gözükmüyor. Alım-satım sektöründe bu dalgalanmanın etkisini inceleyecek olursak vatandaş faiz ve döviz kurunun sık değişikliği nedeniyle çekincesini sürdürmeye devam ediyor.

Ev alım satımı ile ilgilenen birçok esnaf ise durumun giderek zorlaşması ile ilgili yakınıyor.

 Faiz Oranlarının Ev Alım – Satım’ına Etkisi

            Geçmişte 80.000 TL’lik 10 Yıl vadeli bir mortgage kredisi için kredi vadesi sonunda yaklaşık 150.000 TL ödeme yapan bir birey bugün aynı kredi için toplam süre sonunda yaklaşık olarak 190.000 TL ödemek zorunda bu da zaten alım gücü olan vatandaşı düşündürürken emlak işi ile ilgilenen sektör, kurum, kuruluş, bireyleri de iyiden iyiye daha da zarara uğratmaktadır.

Bu durgun verilerinin sonucunda bugünlerde sabit maaşlı bir emlak çalışanı görmek neredeyse imkânsız hale geldi. Zaten satış komisyonu ile çalışan bireyler ise işsizler nehrine her geçen gün bir çizik daha atmakta.

 Çözüm Ne Olmalı?

            Devlet kredilendirme konusunda daha esnek davranıp vatandaşın gelirleri konusundaki vergilendirmede avantajlar sağlamalıdır. Toplumun %3 ‘ü dışında elde ettiği geliri birikim olarak değerlendiren bir kesim yok, yeterli nakit akış sağlandığı takdirde sadece sektörel bazda değil genel anlamda da piyasa için canlılık sağlamak mümkün.

Kısa süreçlerle bu mümkün olmasa da uzun vadede hem devletin gelirlerini arttırabilmek hem de halkın refah seviyesi ve alım gücünü arttırabilmek için nakit akışını desteklemek iyi bir seçenek olarak önerilebilir.

            Devletin tabii ve beşeri kaynaklarının en büyük katkı sahibi ve destekçisi daima halktır bu sebeple sektör her ne olursa olsun devletin desteklemesi gereken ve imkânlarını arttırmasını gerektiği tek kurum vatandaştan başkası değildir.

Söz konusu bu duruma istinaden gerekli öneri benzeri ve ya farklı çözüm çalışmaları gerçekleştirilirse şuan da yaşanan aktif sorununun ortadan kalkması rahatlıkla sağlanabilir.

Tepkileriniz Nedir?

like
0
dislike
0
love
0
funny
0
angry
0
sad
0
wow
0