Kendi Sesimizi Neden Farklı Duyarız?

Sesimizi ilk defa başka bir yerden dinlediğimizde hepimiz kendi duyduğumuz sesten farklı olduğunu fark etmişizdir. Hatta çoğu insan sesinin kayıtlardaki gibi olduğunu kabul etmek istemez. Muhtemelen, bir çoğumuz ses kaydımızı ilk defa dinlediğimizde "Hayır ! Bu ben olamam, benim sesim böyle değil." gibi şeyler söylemişizdir. Ancak malesef aslında hepimizin sesi kayıtlarda duyduğumuz o garip ses gibi çıkar.

Kendi Sesimizi Neden Farklı Duyarız?

Sesimizi ilk defa başka bir yerden dinlediğimizde hepimiz kendi duyduğumuz sesten
farklı olduğunu fark etmişizdir. Hatta çoğu insan sesinin kayıtlardaki gibi olduğunu
kabul etmek istemez. Muhtemelen, bir çoğumuz ses kaydımızı ilk defa dinlediğimizde
"Hayır ! Bu ben olamam, benim sesim böyle değil." gibi şeyler söylemişizdir. Ancak malesef aslında hepimizin sesi kayıtlarda duyduğumuz o garip ses gibi çıkar. 
Konuştuğumuz insanlarla duyduğumuz o ses kayıtlarda duyduğumuz ses ile aynıdır. Peki ama neden herkes kendi sesini normalde olduğundan farklı duyuyor? Bu durumun aslında çok basit bir açıklaması var. Sesimizin neden farklı geldiğini düşünmeden önce sesin ne olduğunu ve nasıl iletildiğini anlamalıyız. Ses dediğimiz şey aslında maddelerin titreşmesine neden olan bir enerjidir. 

Örneğin bir davula vurduğumuzda davul hızlı bir şekilde titreşir ve bu titreşimi havaya aktarır. Kulağımızdan içeriye giren ve titreşmekte olan hava molekülleri de kulak zarımızı titreştirir ve böylece davuldan çıkan sesi duymuş oluruz. Sesin iletilmesi için maddesel bir ortama ihtiyaç vardır. Uzaydaki cisimlerin sesini duyamayız çünkü uzayda titreşerek sesi iletecek hava molekülleri ya da başka maddeler olmadığı için ses oluşmaz. Ses farklı maddelerde farklı hızlarda iletilir. 

Havada saniyede 340m/sn'de ilerlerken, suda 1500 m/sn hızda, demirde ise saniyede yaklaşık 5000 m/sn hızda ilerler. Sesin demirde havaya göre çok daha hızlı ilerlemesinin nedeni demiri oluşturan atomların birbirlerine havayı oluşturan atomlara göre daha yakın olmasıdır. Yakın olan atomlar titreşimi de birbirlerine daha çabuk iletirler. Sesin iletilmesi için illaki havaya gerek yoktur. Herhangi bir maddeyi oluşturan atomlar titreşerek sesi iletebilirler. Örneğin; Bir tren gelmekte iken raylara kulağımızı dayadığımızda trenin gelmekte olduğunu duyarız. Çünkü gelmekte olan tren raylardaki metal atomlarını titreştirir ve biz de bu titreşimleri algılarız. Sesi oluşturan bu titreşimleri algılayabilmemiz için havaya itiyaç olmadığı gibi kulaklarımıza da gerek yoktur. Ünlü besteci bethooven bir hastalık sonucu sağır olduktan sonra dişlerinin arasına metal bir çubuk yerleştirip çubuğun titreşimlerine göre müzik aletlerinden yükselen notaları ayırt edebilmeyi öğrenmiştir. Bethooven severek dinlediğiniz 9. Senfoni'deki neşeye övgü adlı parçayı tamamen sağır haldeyken bestelemiştir. 

Dışarıdan gelen bir ses önce kulak kanalımıza girer. Ardından kulak zarını ve arkasında ki Örs,Çekiç ve Üzengi adı verilen küçük kemikleri titreştirir. Bu titreşimler iç kulakta bulunan Salyangoz adı verilen yapıya ulaşır ve Salyangozun içinde ki sıvıyı titreştirir. Bu sıvıda ki titreşimi algılayan hücreler de titreşimleri işitme siniriyle beynimize iletirler. Ancak kendi sesimizi duymamız bundan biraz daha farklı gerçekleşir. Kendi sesimizi duyarken ses titreşimleri hem hava yolu ile kulağımıza girer hemde kafamızın içinde ki kemik ve dokular sesimiz yüzünden titreşirler ve iç kulağımızda ki Salyangoza bu titreşimler iletilir. Ses, kemiklerimizde havada olduğundan daha farklı titreştiği için kafamız içinde ki kemiklerimiz yoluyla iç kulağımıza iletilen sesimiz bize başkalının duyduğu sesimizden çok daha başka duyulur. 

Bir kayıt cihazından sesimizi dinlediğimizde sesimiz sadece bir hava yoluyla kulağımıza girdiği için kendi sesimizi her zaman duyduğumuzdan farklı olarak duyarız. Bu yüzden sesinizi dinlediğinizde garip geliyorsa kötü hissetmenize gerek yok. Çünkü herkes kendi sesini olduğundan farklı duyuyor. 

 

Via : beş yaşındaymışım gibi açıkla

Tepkileriniz Nedir?

like
1
dislike
0
love
1
funny
0
angry
0
sad
0
wow
2